Menü
 Ana Sayfa
 Şırnak
 Silopi
 Atatürk Köşesi
 Okulumuzun Tarihçesi
 İdareciler
 Öğretmenler
 Hizmetliler
 Haberler
 Yazılar
 SBS 2009
 Silopi YİBO OGYE
 Belirli Gün ve Haftalar
 Rehberlik
 İstatistikler
 İletişim Formu
 Sportif Başarılar
 Fotoğraf Albümü
 Fotoğraf Galerisi (YENİ)
 İletişim

Dosyalar

MEB Haber

Anket
   Sitemize tasarım ve içerik bakımından kaç puan verirsiniz?
100
90
80
70
60
50


Oyunlar

Güzel Sözler
Eğitim, öğrencilere saygıyla başlar.


Ziyaretci Trafigi
Bugün:88
Bu Ay:66993
Toplam:66993
İp Adresiniz
38.107.191.111

Ziyaretçi Defteri
İnsan Sağlığı ve Doğa

                    İnsan Sağlığı ve Doğa


 Günümüzden yaklaşık on bin yıl öncelere dayanan insanın yeryüzünde görünmesinden bu yana, en temel kaygı beslenme, barınma, üreme ve sayrılıklardan korunma olmuştur. İnsanlığın gelişimini bile bu başat konularda ki ilerlemesine bakarak anlayabilmek olasıdır. Bu kaygılar şüphesiz günümüze değin gelebilmişlerdir ve varlıklarını da sürdürebilmektedirler.

Dünya üzerinde canlılığın başladığı ilk günlerden itibaren, hastalık etmenlerinin de görüldüğü, fosiller üzerinde yapılan araştırmalarla saptanmıştır. Diyalektiğin en temel yasası olan ‘’Her şey karşıtı ile birlikte var olur’’ gerçeği, sayrılıklar açısından tüm canlıları olduğu gibi, insanlığı da sürekli etkilemiş ve hala da etkilemeye devam etmektedir. Yani sağlık, hastalığın oluşup gelişmesine neden olurken, hastalıkta sağıltımın gerçekleşmesi için bir takım oluşumların var olmalarını ve gelişmelerini sağlar. Ve bu paradoksal olgular sürekli değişerek varlıklarını sürdürürler.

İlk insanlar bu hastalık etkenleriyle karşılaşınca, ya organizmalarının doğal savunma mekanizmaları sayesinde hastalanmamışlar. Yada hastalık etmenlerinin baskın olduğu durumlarda hastalanmışlardır. Bu durumda da, acılarını dindirmek, kendilerini veya çevrelerinde bulunanları iyileştirmek için de içgüdüleri ile çevrelerindeki doğal unsurlarla( su, toprak, bitki v.s.) şifa aramaya başlamışlardır.

Böylece binlerce yıl öncesinde Fitoterapi(Bitkilerle Tedavi) doğmuş, kuşaktan kuşağa kimi kez yazılı, kimi kez sözlü olarak aktarılıp birikimini sürdürmüştür. Etkinliğini bugün bile yadsıyamayacağımız bitkilerle tedavi yöntemleri, yontma taş devrinden (M.Ö. 50.000 – 7.000 yılları) itibaren giderek gelişme göstermiş, insanlık bilincinin süzgecinden geçerek günümüze kadar gelmiştir. Bugün bilimsel temellere dayandırılan Fitoterapi’ nin doğuşu ve gelişimi, diğer tüm tedavi yöntemlerinden daha eski ve anonimdir. Onun gelişiminde insanlığın evrensel usunun açılımı yanı sıra yüzyılların bilgi birikimi, acı tatlı deneyimleri, yapma, yaratma, sorgulama cesaretleri, merakları ve kaçışları vardır. Bunlarda Fitoterapi’ nin değerini bir kat daha anlamlandırmaktadırlar.

İlerleyen sayılarda Fitoterapi’ nin gelişimini ve uygulanım alanlarını çok daha etraflıca açıklayacağımız için, bu yazıda Fitoterapi yöntemlerine gerek duymaksızın yaşayabilme sırlarını araştıralım isterseniz. Yolumuz çok uzun, bu konuda söylenecekler çok fazla. Ama söz konusu insan ve onun da sağlığı olunca, akan sular duruyor. Ve hep birlikte bir bilgilenme sürecine giriyoruz. Bilginin paylaşıldıkça çoğalacağının ve mutluluk vereceğinin bilinciyle, başlıyoruz bilgilerimizi irdelemeye.

M.Ö. 460 – 377 yılları arasında yaşayan ve tıbbın babası olarak nitelendirilen Hippokrates, yüzyıllar ötesinden

‘’ YİYECEKLERİNİZ İLAÇLARINIZ, İLAÇLARINIZ YİYECEKLERİNİZ OLSUN’’

diye seslenmektedir hepimize. Antik Çağ bilgelerinden olan Hippokrates, günümüzde daha da iyi anlaşılan bu sözlerini söylerken ve hayata geçirirken kendi adıyla anılan ‘’Hipokratik Görüş’’ yöntemini de tıbba yerleştirmiştir. Çok uzun yıllar dünya tıbbında kullanılmış ve hala da kullanılmakta olan Hipokratik görüş, sanayi devrimiyle birlikte, karşıtını da geliştirmiş ve ekonomik yaptırımlarla karşılaşan ve makineleşen üretim, nüfus patlaması ve en önemlisi de insanın bir meta olarak görülmesi ile tıpta giderek değerini yitirmeye başlamıştır. Gelişen bu yöntemlerin kullanıldığı tıp ‘’Modern Tıp’’ olarak adlandırılmaya başlanınca da, binlerce yıllık bilgi birikimine sahip olan tıp, ‘’Alternatif Tıp’’ olarak dillendirilmeye çalışılmıştır. Ancak bunlardan hangisinin bir diğerine alternatif olduğunu çok iyi sorgulayıp, öyle karar vermekte duyan, düşünen insanların bir görevi olmalıdır diye düşünmekteyim.

İnsan ve sağlığı bağlamında doğa’ nın önemini inceleyeceğimiz yazılarımızda sık sık Hippokrates ve Hipokratik görüşe yer vereceğiz. Doğal bilincin olanca dokunulmamışlığı ve kirletilmemişliği ile öğrencilerine insana dair, hastalıklarına dair ve tedavisinin Felsefesine dair aktardıklarını tartışacağız. Yukarıda aktardığımız sözünde ki gerçeğin algılanıp uygulanmasıyla yeniden sağlığımıza kavuşabilmenin mutluluğuna varacağız.

İnsanı belirleyen en önemli özelliği bilgi edinebilmesi ve edindiği bu bilgiyi gerektiği yerde ve zamanda en iyi şekilde kullanabilmesidir. Arabamız, evimiz, kullandığımız araç ve gereçlerimiz, işimiz, hobimiz için edinmeye ve kullanmaya çalıştığımız bilgiden, neden kendimiz ve sağlığımız için uzak kalalım. Sağlıklı yaşamak ve yaşlanmak için sağlığımıza değgin bilgiler edinelim ve bunları kullanalım. Beslenmenin sadece bir karın doyurma olmaktan öte, sağlığımız için olmazsa olmazlardan olduğu bilinciyle, yediklerimize olabildiğince fazla özeni gösterelim. Sağlıklı olabilmenin en önemli kavşak noktasının bilinçli ve sağlıklı beslenmeden geçtiğinin gerçeğiyle hareket edelim. Bu kavşak noktasında ki seçimlerimizin, kendimizin olduğu kadar uzak yakın çevremizin, giderek toplumumuzun ve dünya insanlığının sağlığı, mutluluğu ve refahı için ne denli gerekli olduğunu hiç aklımızdan çıkarmayalım.

‘’Bilgisi olmayanın fikri de olmaz’’ gerçeğinden yola çıkarak, sağlığımızın en temel taşı olan, sağlıklı, dengeli ve yararlı beslenmenin, bilgili beslenme olduğunu hatırlayalım. Daha hastalanmadan sağlığımızı korumak için beslenelim. Olası bir hastalık durumunda da iyileşmek için besinlerimizi ilaç gibi kullanmayı öğrenelim. Bu uğraşlar için harcayacağınız her dakika, sizin ve sevdiklerinizin sağlıkla hayatta kalmalarını uzatacağını, olası hastalıklardan uzaklaştıracağına inanın. İlk zamanlarda karşılaşacağınız zorlukların ileride birer hobi olarak kazanımlarınız olacağını ve sizin için hayatı kolaylaştıracağını unutmayın. Bilgiyle, bilinçle ve akılla yapacağınız dengeli ve sağlıklı beslenme pratikleriyle aile bütçenizde önemli ölçüde tasarruflar yaparken, sağlığınıza ve geleceğinize de yatırımlar yapacağınızı bilin.

Bir dahi ki yazımıza kadar bu konu başlıkları içinde etrafınıza bir bakmayı deneyelim. Kendimizi, Doğanın bir parçası olarak hissettiğimizde, en büyük koruyucumuzun, yardımcımızın ve destekleyicimizin parçası olduğumuz Doğanın ta kendisi olduğunu duyumsayalım. Bunun mutluluğu ile yeni bir güne uyanalım. Sağlığımızın korunması ve geri kazanılması için Doğaya yönelmenin gerekliliğini kavrayalım. Gelecek sayılarda bu konuda yazışalım, tartışalım bilgilenelim ama Hippokrates’ in tarihin derinliklerinden gelen o seslenişini hiç aklımızdan çıkarmayalım.

‘’ YİYECEKLERİNİZ İLAÇLARINIZ, İLAÇLARINIZ YİYECEKLERİNİZ OLSUN’’

Sevgi ve saygılarımla.

Farmakolog Dr. Ahmet Rodopman

Bu Yazı Toplam 367 Kez Okundu.

Yazarın Tüm Yazıları

Atatürk Kösesi

Saat

Belirli Gün ve Haftalar
EYLÜL AYI
Pzt Sal Çar Prş Cu Cts Paz
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

Belletmenler

Köse Yazıları
Ahmet  Rodolpman
İnsan Sağlığı ve Doğa
Prof.Dr.Ali  UÇAR
TÜRKİYE`DE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN TARİHÇESİ
GEREKSİZ  BİLGİLER
Kendinizi Farkedin...
Ali  ÖZDAŞ
Öğretmenliğin Altın Kuralları

Hava Durumu
SIRNAK SIRNAK

Linkler

Gerekli Linkler
  • Şırnak Valiliği
  • Şırnak MEM
  • Silopi MEM
  • İlsis
  • İlsis Personel
  • Mevzuat
  • Kamu İhale Kurumu
  • Resmi Gazete
  • TC Kimlik No
  • TCMB Döviz
  • Vergi Dairesi
  • Milli Eğitim Bakanlığı
  • SSK Hizmet Sicil
  • Vergi Kimlik No
  • Bağkur
  • Tebliğler Dergisi
  • Türkçe Sözlük

  • Egitim Linkleri
    Zindizayn Web Hizmetleri